Baba Yoksunluğu

baba-yoksunlugu

DİE verilerine göre; ülkemizde hanelerin kabaca dörtte biri veya beşte birinde hane reisi görevini anneler yapıyorlar. Annelerin hane reisi görevi almalarının veya babaların yokluğunun en önemli nedenleri boşanmalar ve baba ölümleri. Boşanmalar dışında, hastalıklar, savaşlar, göçler vs de haneleri ve çocukları baba figüründen yoksun bırakmaktadır. Baba figürünün yoksunluğu kavramından söz ediyoruz,
çünkü çocuk gelişiminde önemli bir eksikliktir babanın yokluğu.

Babanın yokluğunun çocuğu nasıl ve ne yoğunlukta etkileyeceği çeşitli etkenlere bağlıdır:

– En başta yaşanan olayın ne olduğu ve nasıl yaşandığı önemlidir. Ailede babanın (hangi nedenle olursa olsun) ölümü, her aile için bir yas demektir. Yasın da ailedeki her bireye farklı etkileri olur. Anne aynı yastığa baş koyduğu eşini kaybetmiştir, annenin kendi sevgi nesnesi yok olmuştur. Eğer eşiyle daha önce çatışmalı bir evliliği varsa kayıp duygusu suçluluk uyandırır, iyi bir evliliği varsa kayıp
duygusunun yarattığı travma daha ağır olur. Çocuk da desteğini hissettiği erkek figüründen yoksun kalmıştır. Kişi yasını sağlıklı olarak çözemezse klinikte ‘patolojik yas’ dediğimiz durum ortaya çıkar. Patolojik yas yaşayan bireyin ruhsal durumu ve hatta kişilik yapısı da değişebileceğinden, klinik koşullarda psikiyatr yardımı gerektiren bir durum haline gelebilir. Boşanma durumunda baba hala sağdır,
ailenin tam içinde değildir ama gerektiğinde ulaşılabilecek bir noktadadır. Bu durumda patolojik bir yas yaşanması pek beklenmez, boşanma sonrasındaçocuk için en büyük tehlike baba ile çocuk arasındaki ilişkinin tutarsız ve yetersiz olması, ayrıca anne baba arasındaki gerginliğin sürmesidir.

– Çocuğun babasından kaç yaşında yoksun kaldığı da önemlidir. Çocuk, kendi gelişim düzeyine bağlı olarak her yaşta tepki verebilir. Olayın yaşandığı andaki tepkileri çocuğun gelişim düzeyine göre değişebilir. Bebeklik çağında ve henüz anne bağımlısı olan bir çocuk için babanın aniden yok olmasını tolere etmek ilk anda daha kolay olabilir, bu durumda çocuk doğrudan etkilenmeyebilir ama annenin ve
ailenin genel huzursuzluğu, dolaylı olarak çocuğun bakımını aksatabilecektir. Çocuk ortalama 8 yaşında kadar soyut kavramları düşünmekte zorlanır. Ölüm, boşanma gibi soyut kavramların tam karşılığını bilemez. Okul çağından ergenliğe dek geçen yaşlarda babanın aniden ortadan kaybolması “tam bir yoksunluk” olarak yaşanır. Üstelik, babanın yokluğunu çocuğa anlatma ve kabullendirme konusunda annenin en çok zorlandığı dönemler de bu yaşlardır. Bu yaşlarda babanın yokluğunu anlamaları daha kolaydır ama bu, kolay kabullenecekleri anlamına gelmez. Çocuğun ilk andaki tepkisi ne olursa olsun, ilerleyen yaşlarda her çocuk mutlaka etkilenir bu yoksunluktan. Çünkü kişilik
gelişiminde annenin de babanın da (her iki cinsiyetteki çocuk için de) apayrı yerleri vardır. Kız çocuğun karşı cinsten ilişkiye girdiği ilk birey kendi babasıdır ve bu da yaşam boyu bütün erkek figürlerle gireceği ilişki tarzı için ilk modeldir. Erkek çocuk ise babayla kurduğu özdeşim yoluyla kendi maskülen (erkeksi) kimliğini pekiştirir.

– Baba olmadığı zaman, geride kalan kişilerin varlığı ve çocuğu hangi noktada destekledikleri de önemlidir. Annenin de sağ olmaması veya sağlıksız olması çocukları önemli bir destekten yoksun bırakır ancak annenin sağ ve sağlıklı olması çocuklar için güvencedir. Annenin sağ ve sağlıklı olması yanında çocukları ile kurduğu ilişki tarzı da dikkate alınmalıdır. Anne kendi acısını atamamış ise, çocukları ile ilgilenmesini güçleştirecek sıkıntılar yaşıyor ise çocuklar ihmal edilebilirler ve çocuğun yaşadığı ihmal duygusu onu da depresyona sokabilir. Aile bireyleri, daha önce babalara karşı yaşadıkları çeşitli duyguları birbirlerine yansıtabilirler. Babanın yokluğu nedeni ile anneler çocukları tarafından suçlanabilirler. Bazen de babanın varlığı nedeniyle önceden baskılanan olumsuz (veya olumlu) duygular daha kolay ortaya çıkabilir. Çocuğun bakımında artık anne daha ağırlıklıdır; hem babanın yokluğunu aratmamaya çalışacak hem de çocukları tek
başına büyütmeye, disipline sokmaya çabalayacaktır.

– Baba ile sağken veya beraberken kurulan ilişkinin düzeyi ve yoğunluğu, daha sonra babanın yokluğunu kolay kabullenebilmenin en önemli göstergesidir. Baba ile duygusal bağı, sevgisi güçlü olan bir çocuk için bu kayıp daha acı olacaktır, babası ile çatışmalı bir ilişkisi olan çocuk da bazen önceden yaşadıkları nedeniyle aşırı suçluluk duyabilecektir.

– Baba olmadığı zaman ailede yaşanan ekonomik, sosyal değişimler ve ailenin destek sistemleri ailenin uyumunu kolaylaştıran en önemli etkendir, yani babanın olmamasının nasıl telafi edildiği de çok değerlidir. Kesin olan bir şey var ki, babanın olmaması bütün
aileyi etkileyecektir. Bütün aileyi ekonomik bir değişim bekleyebilir. Aile ekonomik güçlüğe düşebilir, anne ve diğer aile bireylerinin çalışmaları gerekebilir. Ailenin sosyal konumunda farklılıklar ortaya çıkabilir, alenin evi, çocukların okulu vs, dolayısı ile gündelik rutin, ilişkiler değişebilir. Bu da yeni ortamlara uyum çabasını getirir. Değişimlere ailenin ve çocukların uyum sağlamalarını kolaylaştıracak en önemli etken, çocuklara ve aileye dışardan gelen destek sistemleridir.

– Babanın olmaması tüm aile ve çocuk için ciddi bir kayıptır ama unutulmaması gereken bir şey var ki, babanın ailedeki varlığının çocuk için örseleyici olduğu durumlar da vardır. Örn; karı koca tartışmalarının yoğun olduğu evlilikler, çocuğun baba tarafından şiddete maruz kalabildiği durumlar vs. Çocuğun zarar görebildiği böylesi durumlarda babanın yokluğu, kısa vadede ve geçici olarak tüm aile için olumlu değişimleri de getirebilir.

Çocuğun babanın ölüm veya boşanma nedeni ile kaybedildiği durumlarda, babanın yokluğunu daha kolay anlamasını kolaylaştırmak için bazı önlemler alınabilir.

– Öncelikle, yaşananlar konusunda çocuklar bilgisiz bırakılmamalı ve asla yalan söylenmemelidir. Her çocuğun olan bitenler konusunda bilgi alma hakkı vardır ve yaşına uygun olarak bu yaşananlar anlatılabilir.

– Babanın ölümünü çocuğa anlatmak zordur ama annenin ve çocuğun güvenebileceği bir yakının (ya da bir uzmanın) desteği ile uygun zamanda konuşulmalıdır. Boşanma konusunda çocukla anne baba beraber konuşmalı, boşanmanın anne babalığı bitirmediği, sadece artık karı koca olarak aynı hane altında bulunmayacakları ancak bu durumun çocuğun gündelik yaşamını asla değiştirmeyeceği özellikle anlatılmalıdır.

– Çocuk, babanın yoksunluğu nedeniyle geçici bir süre yas, kayıp duygusu yaşayacaktır, anlayışla karşılanmalıdır.

– Boşanma sonrasında anne ve baba birlikte, babanın ölümü sonrasında ise anne ve varsa yakın çevresindekiler; çocuğun bakımının aksamaması için gerekli önlemleri almalı ve bu desteği de çocuğa hissettirmelidirler.

– Bazen ölümler veya boşanmalar sonrasında annelerin ve babaların çocuklarına karşı tutumları değişebilmektedir. Çocuğun aşırı şımartıldığı, anne babanın kendi gerginliklerini çocuğa yaşattıkları, annenin baba olmaması nedeniyle çocuğa abartılı (ve hatta boğucu) bir ilgi gösterebildiği, bazen çocuğu kendi acısına sırdaş yaptığı durumlar klinik pratiğimizde oldukça sıktır. Çocuğa karşı tutumların, ona zarar verici yönde değişmesi, yeni problemler yaratmaktan başka işe yaramaz.

– Ailenin sosyal destek sistemlerinin zayıf kaldığı, babanın yoksunluğunun daha büyük sıkıntılara neden olduğu durumlarda psikiyatrik yardım almaktan kaçınılmamalıdır. Çünkü erken müdahale ile daha kolay çözülebilecek sorunların giderek büyüyüp birer klinik
olgu haline geldiği kliniklerde çok sık görülen bir durumdur.

UZM DR AHMET ÇEVİKASLAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir