Erkek Adamın Erkek Oğlu

Her çocuğun, kendi aile ortamı içinde belirli bir gelişim süreci vardır. Anne kucağında ve ona bağımlı dünyaya gelen bebek, yaşamın ilk haftalarındaki düzensizlikten sonra uyku, beslenme ve diğer primitif aktivitelerinin programlı olduğu keskin bir ritüalizm içine girer. Kucak çocuğunun en büyük ve tek gereksinimi huzursuz olduğu anda annesinin kolay ulaşılır yakınlıkta olmasıdır ve baba figürü de nispeten daha geri planda kalır.

İki yaşından itibaren, zihinsel ve motor gelişimindeki hızlanmaya bağlı olarak çocuğun çevreyle iletişimi ve karşılıklı etkileşimi artmaya başlar, anne harici sosyal figürler devreye girer ki, en yakında olan kişi de doğal olarak babadır.

Erken çocukluk çağında babanın aktif varlığının; anne ile çocuk arasındaki bağımlılığı azalttığı ve çocuğun otonom davranma becerisini hızlandırdığı çok iyi bilinen bir gerçektir.

Anne ve babanın, çocuk gelişiminde göreceli olarak eş baskınlıkta olduğu 3-4 yaş sürecinde ise çocuğun cinsel gelişim serüveni başlar. Artık; esirgeyici / koruyucu anne baba imajının yerini cinsel kimlik gelişiminin teste tutulduğu bir evre alır. Kız çocuğun babayı kıskanarak anneyle rekabete girdiğini, erkek çocuğun da anneyi kıskanarak babayla rekabete girdiğini söyler bize çok ünlü ve bildik Oedipus karmaşası. Çocuğun karşı cinse yönelik bu atağı kendi cinsel kimliğinin farkında olmasının da ilk ve somut habercisidir. Artık bu noktadan itibaren kız ve erkek çocuğun gelişim serüvenleri daha da farklılaşır. Oedipus karmaşasının çözümü kızlarda kolay olmazken erkek çocuk babasıyla kısa zamanda barışır, hatta babası onun kahramanı bile olur. Artık baba figürü erkek çocuk için en önemli sosyal rol modelidir.

Baba oğulun hemcins olmaları da erkek çocuğun özdeşim kurmasını kolaylaştırır, çünkü babayı taklit etmek kolaydır, hatta çevre tarafından desteklenir de. Babanın aktif varlığı, erkek çocuğun kendi kişisel gelişimini test ettiği bir laboratuar ortamı olur adeta.

Kültürel arka planda “babalık yapmak, erkek adamın erkek oğlu” olmak gibi abartılı maskülen toplumsal yaklaşımlar da baba rolünü pekiştirici unsurlar olarak işlev görür.

Ölüm, boşanma vb çeşitli nedenlerle baba figürü olmayabilir ya da hastalık, ayrılma, erken ya da geç yaşta baba olma, sonradan evlat edinme, bilgisizlik, annenin aşırı baskın olması gibi nedenlerle baba figürü çok yetersiz de kalabilir. Araştırmalar ve klinik deneyimlerimiz göstermiştir ki; hangi nedenle olursa olsun, babanın olmadığı ya da yetersiz kaldığı durumlar bütün aile için olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

– Anne ile erkek çocuk arasındaki bağımlı ilişki çözülememektedir.

– Erkek çocuğun bireyselleşmesi ketlenmekte, bu da anneye karşı saldırgan tutumlar göstermesine ya da anneye bağımlı, tembel tabiatlı olmasına yol açmaktadır.

– Anne çocuk bakımında yalnızlık ve yetersizlik duygusuna kapılmakta, daha ileri ruhsal problemler çıkmaktadır.

– Erkek çocuğun cinsel kimlik gelişiminde sorunlar olabilmektedir.

– Baba figürünün çok erken yaşlarda kaybedilmesi ergenlikte ciddi iletişim sıkıntılara yol açmaktadır, çünkü annenin yas kökenli depresyonu ile erkek çocuğun rol modeli eksikliği kökenli kimlik bocalaması anne oğul arasında ciddi çatışmalar yaratmaktadır.

Baba ile erkek evlat arasındaki verimsiz ilişkiye bağlı olarak görülebilecek bu tür problemlerden kaçınmak için erkek çocukların babaları ile aktif ve yeterince kaliteli bir ilişki içinde olmaları, çocuk bakımında babaların anneleri yalnız bırakmaması, babanın eksikliğinin çocuğun yaşamına dahil olabilecek başka figürlerle doldurulması çocuğun sağlıklı gelişimi için büyük önem taşır.

UZM DR AHMET ÇEVİKASLAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir