Karne ve Anne Baba Tutumları

karne

1) Aileler hayal kırıklığı yaşadıkları karneler konusunda çocuklarına nasıl davranmalıdır?

Aileler bu nedenle hayal kırıklığı yaşıyor iseler yaklaşımlarında bir sorun zaten var demektir. Karne anne babanın karnesi değil ki, çocuğun karnesi. İlk anda bir şaşkınlık yaşasalar da genelde soğukkanlı olmaları esastır. Zayıf karne getiren çocuğun akademik durumu ve böyle bir karne geleceği zaten tahmin edilebilir. Yapılabilecekleri özetleyecek olur isek:

-Kontrolsüz öfke, suçlayıcı, kıyaslayıcı, rencide edici, suçluluk duyurucu yaklaşımlar doğru olmaz.
-Birebir konuşularak; zayıf bir karnede kişisel sorumluluğunun yüksek olduğu söylenmeli, zayıflığın nedenlerini bulmanın ve bundan sonraki süreçte eksikleri tamamlamanın daha önemli olduğu vurgulanmalıdır.
-Aile de eksiklerin tamamlanmasında sözle ve eylemleriyle destek olmalı; çalışma disiplininin kurulması, zaman planlaması, akademik destek vb düzenlemeler yapılmalıdır.

2) Hangi davranışlar doğru hangileri yanlıştır? Olumlu ve olumsuz davranışlara 3’er örnek veriniz lütfen.

A ) Olumsuz davranışlar:

-Birçok anne baba; çocuğun farkındalığını ve sorumluluk duygusunu arttırmak adına; kendi fedakarlıklarına vurgu yaparak “biz elimizden geleni yaptık, senden sadece beklediğimiz…” türü ibarelerle başlayan nutuklar atar. Ama bu durum çocuğu töhmet altında bırakıp suçluluğunu arttırmaktan başka işe yaramaz çoğu kez.
-Başarılı çocuklar ya da kardeşle kıyaslamak, geleceğiyle ilgili “senden adam olmaz” türünden olumsuz yorumlar yapmak pek çok anne babanın hala yaptığı bir yanlıştır.
-Bazı anne babalar kötü karne getiren çocuğun tatil hakkı yokmuş gibi davranır, oysa her öğrencinin dinlenme, eğlenme hakkına saygı gösterilmelidir.

B ) Olumlu davranışlar

-Çocuğun öğretmenleriyle işbirliğine girerek çocuğu ondan dinlemek yapılacak en doğru yaklaşımdır.
-Çok özel bir eğitim programı ya da hazırlığı yok ise tatili tatil anlamında değerlendirecek aktivitelere fırsat tanınması daha sağlıklı olur.
-Çocuğa; karne öncesinde gösterdiği çabanın karne sonucundan daha öncelikli olduğu bilhassa vurgulanmalıdır.

3) Ne tür davranışlar çocuğun öğrenme ve merak duygusunu pekiştirir ve geliştirir?

-Öğrenmek; bir angarya değil, çocuğa keşfetme ve bilmenin zevkini hissettirecek bir keyif haline getirilmelidir.
-Çoğu evde ders çalışmak, bilgisayar, oyun vb birçok keyif verici aktiviteden önce gelen bir sorumluluk olarak sunulmaktadır, sorumluluklar ve eğlenceler birbirinin alternatifi değildir.
-Zamanı verimli kullanma becerisi ve sorumluluk duygusu erken yaşta öğretilmeli. Ders çalışmayı başka aktiviteleri bozan bir angarya ya da engel gibi görmemeli.
-Öğretmenleri ile pozitif bir sevgi ilişkisi içinde olması ön koşuldur.
-Öğrendiği bilgileri günlük yaşamda kullanabilmenin keyfini fark edebilmeli.
-Başarılarına karşılık çevresinden övgüler, pozitif telkinler duyabilmeli.
-Kimseyle yarış halinde olmamalı, sadece yeni bilgiler keşfetmenin zevkini yaşamalıdır.
-Sık yapılan hata: Derslere yaklaşım sevmek / sevmemek üzerine değil bilmek / bilmemek üzerine odaklanmalı.

4) Çocuğun zayıf olan notlarını düzeltmek için ilk yapılması gereken nedir?

Öncelikle çocukla ve öğretmenle diyaloğa girilerek başarısızlığın nedenleri araştırılmalıdır.
Çalışma disiplininde zayıflık mı var, öğrenmeye engel zihinsel ve ruhsal bir problem mi var, aile içinde ya da okulda çocuğun motivasyonunu kıracak bir kaynak mı mevcut, bunlar araştırılmalı. Daha sonra da çocukla konuşularak kişisel sorumluluğu anımsatılmalı, bu konuda çevresinin de desteğe hazır olduğu söylenmelidir.

5) Olumsuz davranışlara maruz kalan ve anne babası tarafından “başarısız” ve “kafasız” olarak adlandırılan çocuk gelecekte ne gibi kişilik özellikleri gösterir?

-Kişiyi başarıya götüren en önemli unsur özgüvenidir. Böyle bir yaklaşım kişinin özgüvenini de, başarıya yönelik motivasyonunu da bozacaktır. Üstelik sık sık başarısızlığı ile yüzleştirilmesi nedeniyle de okula karşı daha da soğuyacaktır. Zamanla bu başarısızlığa uydurma gerekçeler, hatta yalanlar uydurması da beklenebilir. Başarısı için övgüler almaya alışık olmayan ama başarısızlıklarına kolayca bahaneler uyduran bir yetişkin profili çizecektir.

6) Çocuğa derslerinin düzeltilmesinin önemi hangi cümlelerle anlatılmalıdır?

Kişisel mesajlardan önce genel bazı cümlelerle başlamak daha yararlı olur.

-Yaşıtlarının ve büyüklerinin de benzer okullaşma sürecinden geçtiğini, aynen onun gibi dönem dönem sıkıntılar, dönem dönem başarılar yaşadıklarını duyurmanız etkili olacaktır.
-Yeni bilgiler öğrenip başarı tutturmanın zorluklarını bildiğinizi, bunun sistemli bir hazırlık ve çalışma dönemi gerektirdiğini, bunu yapabilen herkesin başarılı olacağını, buna yönelik olarak kendisine her türlü desteği vermeye hazır olduğunuzu ama en önemli unsurun kendisinin bu konudaki çabası olduğunu vurgulamalısınız.

7) Çocuğun bir dersi sevmemesinin ardında yatan nedenler neler olabilir?

-Öğretmeni ile olumlu bir ilişki kuramamış olabilir.
-Okulun fiziksel koşulları (okul ortamı, sınıf kalabalıklığı vs) itici olabilir.
-Öğrenmeyi engelleyen ruhsal ve zihinsel sorunları olabilir.
-Anne baba okul konusunda ve disiplin tutumlarında gevşek, ilgisiz, beceriksiz olabilir.
-Uzun yılların getirdiği bilgi eksikliği ve motivasyonsuzluk nedeniyle uzun süreli bir sevgisizlik olabilir.
-Ders programı ve öğretmenin tavrı gerçekten de çok yüklü, hırpalayıcı olabilir.

8) Çocuğa o dersi sevdirmek ve kötü olan notlarını düzeltmek için neler yapılmalıdır?

-Öğretmenleri ile işbirliği yaparak nedenlerini anlamak başta gelen koşuldur. Başarıyı yakaladığı anlar mümkün olduğunca övgüyle desteklenmelidir. Çocuğa zaman tanınmalıdır. Birlikte bir çalışma programı geliştirilip, tutarlı bir disiplin içinde bu programa uyulması sağlanmalıdır. Bilgiyi keşfetmenin, öğrenmenin keyfini de yaşayabilmelidir. Daha ileri zihinsel ve ruhsal problemleri varsa profesyonel / tıbbi destek alınmalıdır.

9) Anne babaların hangi tutum ve davranışları çocuğun derslerden uzaklaşmasına neden olur?

-Çocuğun sanki başka bir aktivitesi yokmuşçasına günlük aktivitelerinin en başına sürekli ders çalışmayı koymak
-Çocuğun çabasına, alınterine değil, notlarına odaklanmak ve notlara duygusal tepkiler vermek
-Ders çalışma konusunda gereğinden fazla uyarı, her fırsatta çalışma pazarlığı, başarısızlıkla sıkça yüzleştirme, başarılı arkadaş / kardeş ile sık sık kıyaslama,
-Anne babanın da geçmişte okul başarılarının zayıf olması, okul konusunda farklı mesajlar vermeleri ya da eş değerde ilgilenmemeleri, ilgisizlikleri, destek olamamaları
-Ders çalışma programını da olumsuz etkileyen kararsız ve tutarsız disiplin yaklaşımları

10) Sömestr tatilini iyi değerlendirmek için önerileriniz nedir?

– Öncelikle tatilde dinlenme ve eğlenme için bolca fırsat yaratılmalıdır.
– Çocuğun yaşıtlarıyla beraber zaman geçirmesi olabildiğince desteklenmelidir.
– Hobilerine, ilgi alanlarına zaman ayırmaya yüreklendirilmelidir.
– Kısa süreli bir tatil düşünülebilir.
– Geçmiş dönemin zayıflıklarını düzeltmek ve yeni döneme hazırlık yapmak amacıyla, dinlenme gereksinimini aksatmayacak çeşitli programlar yapılabilir.

11) Dersleri zayıf olan öğrencinin tüm tatil boyunca çalışması ve başka şeylere zaman ayıramaması doğru bir davranış mıdır?

Tatil kelimesinin içeriğinde eğlenme, dinlenme yatar, çocuklar da tatile bu zihniyetle hazırlanır zaten. Dolayısı ile tatil döneminde çocuklara istekli ders çalıştırmak kolay değildir. Hele ki zayıf öğrencilere. Bu nedenle; çocuğun tatili programlanırken sorumluluklarına da diğer aktivitelerine de yeterince zaman ayırılmalıdır. Zayıf öğrencilere farklı ağırlıkta bir program, örneğin özel ders vs planlanabilir ancak tatile özgü dinlenme, eğlenme gereksinimi göz ardı edilmemelidir. Bütün zamanı; çocuktan hınç alır gibi derse ayırmak çocuğu soğutmaktan başka işe yaramaz. Aile de bu konuda destekleyici olmalıdır.

12) Zayıf karne söz konusu olduğunda cezanın yeri nedir?

Zamanını verimli kullanmayan, sorumluluk duygusu zayıf çocuklarda zaman yönetimini öğretmek adına, dersi aksatan aktivitelerine bazı sınırlamalar getirilebilir ve yararı da olur. Ancak çocuktan hınç alır gibi değil, ona yardım etme ve zamanını programlama adına yapılmalıdır. Yoksa olumlu desteğin eşlik etmediği, dersle ilgisi olmayacak, öfkeden kaynaklanan, rencide edici cezaların bir yararı olmaz. Mutlaka vurgulanması gereken bir nokta da var ki; bir öğrencinin derslerinin zayıf olmasının altında mutlaka anlaşılır bir veya birkaç neden vardır. Dolayısı ile bu nedeni bilmeden uygulanacak hiçbir önlem ya da yaptırım işe yaramayacaktır.

13) Anne babanın çocuğun derslerine yardım etmesi nereye kadar normaldir ve nereden sonrası anormal kabul edilir?

Öğrenme ile ilgili disleksi, dikkat eksikliği, zeka geriliği vb özel durumu olan çocuklara elbette ki yardım edilmelidir, belki de okul yaşamları boyunca. Ana sınıfı ve 1. sınıf öğrencilerine de belli bir çalışma disiplini oluşturma ve okuma yazmayı öğrenme sürecinde uzunca bir süre destek olunması yararlı olur. Ancak zaman içinde kendi kendini yönetmeye alıştırılmalı ve bu destek gerektiği zamanlarda ve istendiğinde sunulmalıdır.

Desteğin uygunsuz olduğu belli durumlar vardır. Örneğin; anne babanın yardımının destek olmaktan çıkıp çocuk için bir konfor haline dönüşmesi iyi değildir, çünkü çocuğu hazıra konmaya alıştırır, kendi kendine organize olmayı öğrenemez.

14) Çocuğun dersleri iyi olsa bile tatilde ders çalışması gerekli midir?

Ders notları iyi olan, çalışma disiplini sağlam ve okulla ilişkisi iyi olan bir çocuğun tatilde ders çalışması şart değildir, bu konuda baskı yapmak da doğru değildir. Ancak tatilde de öğrenmeyi sürdürmek ve başarıyı daha da pekiştirmek adına ve çocuğun da rızasını alarak kişisel planlar yapılabilir. Son yıllarda artan sınav baskısı ve ailelerin çocuk üzerindeki tasarrufları, ne yazık ki kısa tatilleri bile sınav maratonuna hapsetmiştir.

15) Derslerde başarılı olmak isteyen öğrenciler önerileriniz nelerdir?

– Zamanlarını verimli planlamaya ve sorumluluklarına öncelik vermeye dikkat etsinler.
– Sınıf içinde öğrenilenlerin günlük tekrarını ihmal etmesinler, sınavlarda yükleri azalır.
– Derslere “sevmek / sevmemek” ikileminde bir ön yargıyla değil, yeni bilgiler keşfetme arzusu ile yaklaşsınlar.
– Ders öğretmenleri ile olumlu iletişim içinde olmaktan, sınıfta katılımcı olmaktan çekinmesinler, motivasyonları artacaktır.
– Sınavlarda alınacak nota, puana odaklanmak öğrenciyi gereksiz baskı altına sokar. Sınavlar öncesindeki planlı hazırlık ve çalışma disiplinine odaklanmak daha doğrudur.
– Öğrenim yaşamı uzun solukludur. Kısa süreli başarısızlıklar geçici kabul edilmeli, motivasyonu bozmamalıdır.
– Öğrencilerin en sık yaptıkları hatalar; günlük tekrar yapmamak, ödevleri ertelemek, ders yükünü biriktirmek, bilmediklerini ya da anlamadıklarını öğretmene ve aileye söylememektir. Bundan kaçınsınlar.

16) Öğretmen – aile işbirliği nasıl olmalıdır?

Öncelikle ailelerin bilmeleri gereken önemli bir nokta var. Öğretmene saygı ve sevgisi olan çocuk dersini de sever. Aile ile öğretmenin olumlu bir diyalog halinde olmasının çocuğa çok büyük yararı olur. Bazen; özellikle de problemli öğrencilerin aileleri ile öğretmenler arasında karşılıklı atışmalar, soğukluklar olabilmektedir ki, zaten problemli bir çocuk için büyük risktir. Çocuğun başarısı aile için olduğu kadar öğretmen için de önemlidir. Öğretmenin uygun gördüğü aralıklarda düzenli görüşmeler yapmak; öğretmenden alınan olumlu saptamaları çocuğa da uygun bir dilde duyurmak, olumsuz saptamaları çözmeye yönelik işbirliği yapmak en önemli unsurdur.

17) Okul başarısını olumsuz etkileyen zihinsel, ruhsal ve diğer problemler nelerdir?

-Eğitim koşulları yaşıtlarıyla eşit olmayabilir, yokluklar, yetersizlikler çok fazladır.
-Aile ortamında da okullaşmayı, başarılı olmayı özendiren bir yaklaşım yoktur, ilgisizlik hakimdir ya da disiplin problemleri nedeniyle tutarsız mesajlar verilir.
-Aile ortamındaki problemler, travmalar, çatışmalar okul başarısını bozan etkenlerin başında gelir.
-Okul ortamının pedagojik yetersizliği ve olumsuz koşulları öğrenmeyi bozacak en önemli etkendir.
-Çocukta var olabilecek; zeka geriliği, dikkat eksikliği, disleksi, gelişim bozukluğu vb problemler öğrenmeyi sürekli olarak bozar.
-Anksiyete bozukluğu, depresyon, psikoz vb birçok ruhsal hastalık çocuğun özgüvenini ve motivasyonunu bozarak okul başarısını düşürür.

DR AHMET ÇEVİKASLAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir