Kreş ve Ana Sınıfına Hazırlık

anaokulu-kres

Okullaşma oranı bir ülkenin uygarlık düzeyinin en önemli göstergesi. Bu nedenle dünyanın çoğu ülkesi, olanakları ölçüsünde kendi vatandaşları için belirli bir süre temel eğitimi zorunlu kılar. Ülkemizde de bu yıl itibarı ile her Türk vatandaşının asgari on iki yıl öğrenim görme zorunluluğu var artık.

Yeni sistemde okula başlama yaşının 66 aya düşürülmesi sanki okul öncesi eğitimi gereksizleştirmiş gibi anlaşılabilir ancak bazı noktalar da unutulmamalıdır: Okullaşmanın ve bilgi paylaşımının yaygınlaşması, çalışan ebeveynlerin çocuklarına ayırdıkları zamanın azalması, her gelen kuşağın daha sağlıklı ve gürbüz yetişmesi, çocuklarına erkenden iyi bir kariyer hazırlamak isteyen ailelerin talepleri ve devletlerin de bunu destekleyen politikaları gibi nedenlerle okullaşma yaşı giderek daha aşağılara inmekte, dünyada ve ülkemizde okul öncesi eğitimin değeri her geçen yıl daha da artmaktadır.

Erken yaşta okullaşmanın giderek artması, çocuğunu kreşe ya da anasınıfına göndermek isteyen anne babalarda bazı endişeler de yaratmaktadır. Çocuğum okula başlamaya hazır mı, nasıl bir okul seçmeli, nasıl başlatmalı türünden birçok soru 2-6 yaş arasında çocuğu olan anne babaların aklını çelmektedir.

Çocuğum Okula (Kreşe Veya Anasınıfına Başlamaya Hazır mı?

Anne babaların aklına gelen ilk soru budur. Çünkü henüz anne babasıyla yaşayan ve yaşıtları ile bile henüz kaynaşmayan çocuğun evden ayrılıp, okul gibi yapılandırılmış bir ortama başlayacağı düşüncesi her anne babada bazı endişeler uyandırabilir.
Çocuğun kreşe ne zaman başlayabileceği çocuk psikiyatrlara sık sorulan bir sorudur. Çocuğun bireysel davranabilme ve akranları ile paylaşıma girme becerisinin geliştiği döneme girmesi, yani 3 yaşını tamamlamış olması kreşe başlatılması için yeterlidir, anasınıfı için de 4 ve 5 yaşını tamamlamaları beklenir.

Ancak çocuğun salt takvim yaşı okula başlamaya hazır olduğu anlamına gelmez bazen. Çünkü ilk 5 yaşın gelişim seyrinde çocuktan çocuğa farklılıklar gözlenebilir. Bu nedenle takvim yaşından ziyade “okula başlama olgunluğu” kavramını temel almakta yarar vardır. Okul ortamı çocuğun çok yönlü bir donanıma sahip olmasını gerektirdiğinden bu kavramı da 4 ayrı alt başlıkta; fiziksel olgunluk, duygusal olgunluk, sosyal olgunluk ve zihinsel olgunluk olarak tanımlamamız yerinde olur.
Fiziksel olgunluk dediğimizde, çocuğun; okul ortamındaki eğlenceli oyunlara ve grup çalışmalarına katılımını kolaylaştıracak bedensel gelişmişliğe, örneğin; top oynama, kovalamaca, resim çizme, makasla kesme vb eylemleri becerebilecek ince ve kaba motor gelişimine sahip olması anlaşılır.

Duygusal olgunluk dediğimizde çocuğun ailesi (ve evi) ile bağımlılığını en az indirmesi, bağımsız davranabilecek, biraz destekle gün boyu kendi kendisini yönetebilecek yeterlilikte olması anlaşılmalıdır.

Sosyal olgunluk dediğimizde ise çocuğun yaşıtları ile grup etkileşimi içinde yer alma, öğretmen vb otorite figürleriyle tutarlı bir ilişki kurabilme, isteklerini ve gereksinimlerini dile getirme becerisi gibi yetileri anlaşılmalıdır.

Okula hazırlığın en önemli göstergesi olan zihinsel olgunluk ise; çocuğun okul ortamındaki eğitsel aktivitelerde katılımcı olabilmesi, öğretilenleri çok zorlanmadan alabilmesi, dil gelişiminin yaşına uygun olması ve etkili kullanabilmesi demektir.
Çocuğun gelişimi aksatabilecek birçok durum vardır: Ayrılma Kaygısı Bozukluğu, Şiddete Eğilim, Fobiler, Kaygı Bozuklukları, Alt Islatma, Altına Kaçırma, Zihinsel Ve Motor Gelişme Geriliği, Otizm Vb Gelişim Bozuklukları, Konuşma Problemleri, Astım, Diabet Vb Fiziksel Hastalıklar, Aile İçi Problemler, Okul Ortamına Özel Problemler ve daha pek çok durum; çocuğun yaşam kalitesini bozduğu oranda okul uyumunu da bozacaktır. Bu nedenle; kreş veya anasınıfı seçilirken, çocuğun kişisel özellikleri ve okul ortamı çok iyi tartılmalıdır.

Çocuğun okula uyumunu sadece kendi kişisel koşulları belirlemez, okula ait etkenler de hesaba katılmalıdır. Burada, nasıl bir okul seçeceğimiz gündeme gelir.

Nasıl Bir Okul Seçelim?

Okul seçimini belirleyen en önemli etkenler anne babaların (çocuklarının geleceğine ilişkin) kendi beklentileri ve sosyoekonomik koşullarıdır. Ama okulda başarılı olması için çocuklarının kişisel gelişim özelliklerini de göz önünde bulundurmaları gereklidir.

Seçilecek okulun yasal mevzuata uygun özellikler taşımasına, yetkin idarecileri ve öğretmenleri olmasına, ortamın konforuna, müfredatın yaşa uygunluğuna ve personel sürekliliğine öncelikle dikkat edilmelidir. Okulun eğitsel aktiviteleri ve eğlence ortamı çocuğun maksimum yarar sağlayabileceği özellikte ve net olmalıdır. Çocuğun güvenliğini ve sağlığını güvenceye alacak fiziksel özellikler taşımalı, bireysel gelişimini de gruba katılımını da özendirmelidir. Okul yönetimi ailelerle açık iletişimde olmalı, geri bildirim almaktan ve vermekten çekinmemelidir. Gündelik ve olağan dışı problemleri pedagojik ve tutarlı bir çerçevede çözebilen, handikaplı çocukları da sahiplenebilen bir rehberlik birimi bulunmalıdır. Okul müfredatının çocuğu ilkokula hazırlaması yeterlidir, aşırı anlamlar yükleyip çocuğu erken yaşta abartılı bir tempoya sokmanın çok fazla anlamı yoktur.

Uygun bir okul seçildikten sonra sıra çocuğun okula hazırlanmasına gelir.

Nasıl Hazırlanmalı?

Çocuğun kreşe veya anasınıfına hazır olmasının en önemli göstergesi anneye (ya da aileye) olan bağımlılığının en aza inmesi, yaşıtları ile beraber zaman geçirebilmesi, isteklerini ifade edebilmesi, yeni şeyler keşfetmeye hevesli olabilmesidir. Bunun yanında; okula başlama olgunluğu başlığı altında tanımladığımız kriterlere uygun gelişim özellikleri taşımaları beklenmeli, var olan eksiklikler de aile içinde veya profesyonel destek alınarak önceden tamamlanmalıdır.

Kendini ifade etme yeteneği, sözel iletişimi, komut alabilmesi, merak duygusu, kitaplara ve yazılı materyale ilgisi, öğrenme merakı, yaşıtları ile katılımcı bir iletişim içinde olması, bağımsız hareket etme ve gruba uyabilme becerisi aile içinde de önceden desteklenmelidir, çünkü çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracaktır.

Okula hazırlık sürecinde araştırma, alışveriş vb hazırlıklara çocuğun da katılması, okulun açılma döneminde birkaç günlüğüne bir büyüğün çocuğa eşlik etmesi, okulda çocuklara özgü tuvalet, yemekhane vb yerlerin kullanımının öğretilmesi, yaşıtları ile kolay kaynaşmasını destekleyici tanışmalara öncelik verilmesi, öğretmenle sevgi ilişkisinin desteklenmesi, verilen ödevleri (sorumlulukları) sahiplenmesinin sağlanması gibi önlemler çocuğun uyumunu çabuklaştıracaktır.

İlk iki hafta içinde bazı davranış sorunları görülmesi anlaşılabilir bir durumdur ama iki haftayı aşan durumlarda öncelikle okul rehberlik sistemi ile, yetersiz kalınan durumlarda çocuk psikiyatr desteği ile çözüm aranmalıdır.

Anne babaların da okul öncesi eğitimin bilincinde olmaları, çocuklarını erken yaşta kreş ya da anasınıfına göndermeye çalışmaları, bilinçli tercihler yapabilmeleri çocuklarının gelecekte daha verimli bir öğrenim görme fırsatının önünü açacaktır.

DR AHMET ÇEVİKASLAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir