Okul Korkusu

okul-fobisi

Her yılın eylül ayı ülkemizin çocukları için çok önemli bir dönem. Çünkü, milyonlarca çocuk ve genç yeni bir öğrenim sezonuna başlıyor. Bunların önemli bir kısmı da okul ortamı ile ilk defa tanışıyor.
İster kreşe, ister anaokuluna, isterse de ilköğretim okuluna başlangıç olsun; okul yaşamına atılan bu ilk adım, bazen kaygı oluşturabilecek kadar heyecanlı bir deneyim. Heyecan verici, çünkü çocuk, hayatında ilk defa, evinden uzakta, kapalı bir mekanda, yeni tanıştığı yaşıtları arasında en az yarım gün kalabilmeyi başarmak zorundadır. Üstelik bir yandan yaşıtlarının arasında sosyal uyumu ve duygusal olgunluğu artmakta, bir yandan da bedenini ve zihnini yormaktadır.
Böylesine organize bir tempoya her çocuk kolaylıkla uyum sağlayamayabilir ve uyumsuz kaldığı noktada okul ortamından soğuma ve kaçınma başlar ki, biz buna ‘okul korkusu’ diyoruz.
Okulun ilk günlerinde her çocuk biraz kaygı yaşayabilir, ortalama her 20 çocuktan birisinde görülmektedir, kız ve erkek farkı da yoktur.
Okul korkusunun temelde dört farklı gerekçesi vardır:

– Bazen çocuk evden ayrılmakta zorlanır. Ev ortamının herhangi bir nedenle huzursuz olduğu, anne baba arasında ilişki sorunlarının olduğu dönemlerde, çocuğun eve düşkünlüğü artar, bir anlamda aklı evde kalır, direnç dahi sergileyebilir.

– Bazen de çocuk evde aşırı rahattır, okula gitmek zahmetli gelir. Çocuğu; evde oyuna ve oyuncağa boğulduğu ortamlardan koparmak zordur, ‘haz duygusu’ ağır basmaktadır, bu ortamı bırakıp okuldaki yapılandırılmış disiplin ortamına girmek işine gelmez, yine bu grupta yer alan anneye aşırı bağımlı büyüyen çocuklar da okula gitmeye en fazla direnç gösterenlerdir.

– Çocuk, gittiği okul ortamında huzurlu değilse, kendisini güven içinde hissetmiyorsa, öğretmeni ile veya sınıf arkadaşları ile sıcak bir iletişim başlatamamışsa, öğrenmekte veya okul kurallarına uymakta zorlanıyorsa okula gitmeye direnecektir. Yine anne bağımlısı çocuklar, aşırı korunarak büyütülen çocuklar, annenin yokluğunda güvensizlik yaşayabilirler, bu nedenle bir türlü okula ısınamazlar.

– Bazen, okul; çocuğun hiç ilgisini çekmez veya çocuğu yeterince motive edemez. Zihinsel veya duygusal açıdan gelişim düzeyi yaşının gerisinde olan çocuk; okulu eğlence alanı gibi görür, eğlenceli gelmeyen ya da yoran taraflarını yaşamak istemez.

Sonuç olarak da, her çocuk, okul korkusunu farklı şekillerde yaşar. Sabahları okula hazırlanırken huzursuzluk, ağırdan alma, okula gittikten sonra orada kalmak istememe, hatta bırakıp dönme, okul dönüşü gerginlik ve öfke, okulda sınıf arkadaşları ve öğretmenle ilişki zorluğu, kimi zaman da sabahları kusma, karın ağrısı, baş ağrısı gibi bedensel yakınmalar, öğrenmeye direnme, ders çalışmama vb pek çok yakınma gözlenebilir. Bazen çocuk okula gitmeye açıkça direnir ki buna da “okul reddi” diyoruz.

Okul fobisi yalnızca okula başlarken ortaya çıkan özgün bir problem olduğu gibi, kimi durumlarda altta yatan başka bir problemin belirtilerinden birisi de olabilir:

– Ayrılma Kaygısı Bozukluğu dediğimiz; anneye veya diğer bakıcılara aşırı bağımlı olmakla tipik klinik tablo, çocuğun okula başlaması ile birlikte şiddetlenebilir, çünkü o güne kadar hep aile içinde kendini güvende hisseden çocuğun, yabancı bir sınıf içinde tedirginliği artar.

– Zeka Geriliği, zekanın normal olduğu Öğrenme Güçlüğü gibi klinik sorunlar ilk kez okula başlama ile kendini ortaya koyar, çünkü çocuğun, ilk kez zihnini bu kadar çok yorması beklenmektedir ve çocuk yetersizlik duyabilir.

– Yaşıtları ile veya sosyal çevresiyle ilişki kuramayan, hatta Sosyal Fobi tanısı alacak derecede çekingen çocuklar, kalabalık bir sınıfta huzursuz olabilirler.

– Altını Islatma, Altına Kaçırma gibi nedenlerle tuvalet temizliğini sağlayamayan çocuklar, Obsesif Kompülsif Bozukluk tanısı alan veya aşırı hassasiyeti nedeniyle ev dışında kirli ortamlara tahammül edemeyen çocuklar, Depresyon tablosunda olduğu için genel bir isteksizlik ve özgüven azlığı yaşayan çocuklar, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşadığı için sabredemeyen, dürtüsel çocuklar da okula gitme konusunda ayak direyebilirler.

Önceden alınacak bazı önlemler çocuğun okula rahat başlaması sağlanabilir:

– Kreş ve anaokulu eğitimi, ilköğretim yıllarına çocuğu daha iyi hazırlamaktadır. Çocuklarınızın erken yaşlarda anaokulu ile tanışmasını sağlamaya çalışın.

– Çocuğunuzun anne babaya aşırı bağımlı olduğunu düşünüyorsanız, okul sezonu başlamadan önce çocuğunuzun bireyselleşmesini ve kendine güvenini destekleyici önlemler alın, onun özgürlük alanını genişletin, gerekirse de psikolojik destek almayı düşünün.

– Okula hazırlık döneminde; okul seçimi, kayıt, okul alışverişi gibi karar anlarına onu da katın, fikrini alın.

– Okul yaşamının nasıl olacağı, okuldan nasıl yararlanabileceği konusunda; ulaşımdan beslenmeye, tuvaletlerinden, teneffüslerine dek, (telaşını arttırmamaya dikkat ederek) açıklayıcı bilgiler verin.

– Okulunu önceden ziyaret edebilirsiniz, hatta olanak varsa öğretmeni ile tanışabilirsiniz. Öğretmenini seven ve sayan çocuk ders çalışmayı da sever.

– Okula başladıktan sonraki ilk hafta heyecan içinde geçebilir. Çocuğunuza duygusal desteğinizi hissettirin, cesaret verin, ilk zorluklarında yardımcı olun. İlk gün, güvendiği birisinin eşlik etmesi yararlı olabilir.

Yabancı bir ortama ilk kez giren, üstelik de başarı odaklı performans göstermesi beklenen her çocuk bir parça stres yaşayacaktır, bu anlaşılır bir durumdur ancak çocuk aşırı direnç gösteriyorsa ve bu direnç 2 haftaya ulaşmışsa ya da okula iyi başlayan bir çocukta; okul korkusu sonradan başlamışsa bir çocuk psikiyatr yardımı aranmalı ve gerçek neden ortaya konmalıdır. Çocuğun okuldan kaçınmasının gerçek nedenini anlamadan zorla göndermeye çalışmak doğru değildir; ya çocuk, inatlaşarak hiç gitmez ya da gerginlik içinde ve düşük motivasyonla zoraki gider. Bazı aileler, özellikle de çocuğu aşırı korumacı büyüten ya da disiplin zaafı olan aileler çocuğa hemen teslim olurlar ve onun okulu bırakmasına razı olurlar ki bu da doğru değildir, çünkü basit hatalar yüzünden çocuklarının akademik yaşamlarını geciktirmiş olurlar. Yapılması gereken; çocuğa okul sorumluluğunu zamanında öğretmek, zorluklarını fark edip zamanında destek olabilmektir. Çocuğun okula gidip gitmeyeceğine ancak detaylı bir değerlendirme sonrasında ve haklı bir gerekçe de var ise, eğitim uzmanları ya da çocuk psikiyatrlarının önerileri doğrultusunda karar verilmelidir.

Çocuğun okula başlarken yaşadığı korku ihmal edilirse:

– Çocuk, kaygısını çözemeden ve dile de getiremeden isteksiz okula gidecek, öğrenme motivasyonu da düşük olacaktır. Düşük motivasyonla başlayan öğrenim hayatı 12 yıl sürmez.

– Eğer çocukta gözden kaçırılmış; Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Depresyon, Zeka Geriliği, Ayrılma Kaygısı Bozukluğu gibi daha ciddi durumlar varsa çocuğun okulda çektiği sıkıntı daha da artar, çünkü yaşadığı uyum bozukluğu zamanla daha da artar.

– Bazen de çocuk gerçekten okul korkusunu zamanla aşabilir, okuluna alışabilir ancak korkunun belirtileri yön değiştirir. Motivasyonunun zayıf olması nedeniyle yaşadığı isteksizlik; okul başarısızlığı, dikkat eksikliği, mutsuzluk, tembellik şeklinde dışa vurabilir, bunlar da okul korkusunun uzun dönemli bedelleridir.

UZM DR AHMET ÇEVİKASLAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir